31 Temmuz 2010, Cumartesi
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Virginia Woolf’un makaleleri: Granit ve Gökkuşağı

Edebiyat, kendini de yazar.

Yaşananlarda dolanırken, arada bir kendine de delici bakışlar atar; edebiyatı genel tanımıyla eleştiren bir yazı türüdür bu.

Edebiyat, insanın ve toplumun içiyle ilgilenirken, eleştiri de edebiyatın içiyle ilgilenir.

Eleştiri, edebiyatı ölçüp biçmez belki ama; yapısını, ruhunu, bakışını, zanaatını deşifre edercesine okurun ve yazarın önüne koyar.

Hayat, edebiyatın içinde devam etmektedir çünkü.

Ve bu hayat, kesintisizliğe sahip bir hayattır.

Edebiyatın ölümsüzlüğü de budur bence.

Virginia Woolf, yazdığı makalelerde, hayatların içinde kalemiyle derin gezintiler yaparken, edebiyatın, romanın gizli bahçelerinde dolaşmış. Ayrıca meraklı ve dikkatli kalemini biyografi sanatında da başarılı bir biçimde kullanmış.

Virginia Woolf’un Granit ve Gökkuşağı adlı kitabında, ölümünden sonra eşi Leonard Woolf’un editörlüğünde derlenmiş ve daha önce kitap olarak yayımlanmamış makaleleri bulunuyor. Kitabın birinci bölümünü oluşturan Kurgu Sanatı’nda; yazarın, edebiyat ve roman sanatı hakkındaki yazıları yer alıyor; ikinci bölüm olan Biyografi Sanatı’nda ise, daha çok kalemin sahiplerine eğilmiş.

Virginia Woolf, sıkı bir eleştirmen. Zaten İngiliz edebiyatının en büyük eleştirmenlerinden sayılıyor; keskin, delici, zeki, bilgili ve hatta acımasız ve tavizsiz bir eleştirmen o.

Edebiyatı kutsayan bir hali var Virginia Woolf’un. Öyle ki, birilerini köşeye sıkıştırıyor hep: “Çok sayıda eleştirmen, sırtını şimdiki zamana dönüp, gözünü sabit bir şekilde geçmişe dikmektedir. Şüphesiz akıllıca bir şekilde şu anda yazılan hiçbir şeyle ilgili yorum yapmayarak, bu görevi, unvanları kendilerindeki ve inceledikleri nesnelerdeki geçiciliği ima eden eleştirmenler nesline bırakmışlardır. Ancak bazen insan kendine şu soruyu soruyor: Eleştirmenin görevi her zaman geçmişe bakmak mıdır, gözleri her zaman geçmişe mi çevrili olmalıdır? Bazen arkasını dönüp, ıssız adadaki Robinson Crusoe gibi gözlerini ışıktan koruyarak geleceğe bakamaz mı, geleceğin sisleri içindeki, belki bir gün ulaşabileceğimiz toprakların silik çizgilerini izleyemez mi? (...) Eleştirmenin görevi nereye gittiğimizi söylemek, en azından tahmin etmek değil midir?”

Yazarın, eleştiriyle ilgili bu temel soruları aslında endişe verici gibi gözükse de; eleştirinin, edebiyatın kutsallığı içindeki yerini ve önemini de manalandırmış oluyor aynı zamanda.

Granit ve Gökkuşağı’nda yer alan araştırma ve inceleme esaslı eleştirel bakış, bütün naifliği ve sertliğiyle kültürel olarak günümüz için de geçerli bence.

Bu yazılarda bir eleştiri kültürü var; bir eleştirel dünya görüşü var. Batı’nın, Roma-Hıristiyan kaynaklı ve modernite aşamalı uygarlık birikiminin son halkalarından birine ait güçlü bir eleştiri taşıyor bu yazılar; kimi zaman edebiyatın da dışına taşan işaretler gönderen, Virginia Woolf dünya görüşü diyebileceğimiz bir yaklaşım bu aynı zamanda: “İngiliz tarihi, kadın soyunun değil erkek soyunun tarihidir.”

Roman yazarı Virginia Woolf, romanı şöyle tanımlıyor: “Roman, edebiyat türleri içinde yoğunluğu en az olandır. Bir oyun veya şiirin aksine, bir romana kolaylıkla başlanılıp, bırakılabilir.”

Bir biyografi yazarı olarak Virginia Woolf, biyografi yazımıyla ilgili de şu soruyu ortaya atıyor: Biyografinin, “hangi ölçüte göre ölü bir kimsenin ahlaki değerlerini yargılaması gerekir? Biyografi yazarının dönemine göre mi, yoksa ölmüş kimsenin çağına göre mi?” 1922 yılında sorulan bu soru, günümüz için de geçerli değil mi sizce?

Granit ve Gökkuşağı, edebiyatı ve edebiyatçıyı eleştirerek genişleten ve büyüten duyarlı (özgün) bir kaynak; olması gerekeni irdelerken; büyük bir incelikle, olmaması gerekeni de edebiyatın dikkatine sunuyor.

Virginia Woolf’un kimi makalelerinin, bugün hâlâ aşılamamış bir eleştirel bakış taşıdığını söylersem fazla abartmış olmam sanırım.

Granit ve Gökkuşağı, Virginia Woolf, çeviren: İlknur Güzel, İletişim Yayınları

27 Temmuz 2010, Salı   

 
pakizebarista@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

12 Eylül'de neyi oylayacağız?
 1 - Anayasa değişiklik paketini
 2 - AKP'yi
 3 - Siyaseti
 4 - Muhalefeti
 5 - Değişim arzusunu
 6 - Toplumsal memnuniyeti
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki