4 Temmuz 2009, Cumartesi
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

TÜBİTAK Vatikan’a karşı…

Dün akşamüstü, Ergenekon’un ikinci iddianamesi gündemi tek başına haklı olarak kaplayıverdi.

İkinci Ergenekon iddianamesi söz konusu oluncaya kadar, doğumunun 200. yıldönümünü kutladığımız Charles Darwin gündemde liste başıydı.

TÜBİTAK tarafından sansüre uğramıştı.

TÜBİTAK başkanı Nüket Yetiş’in nasıl koşuşturduğuna Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Ar-Ge Günü”nde bizzat şahit olduğum için, TÜBİTAK’ın Charles Darwin’e sansür uygulamasına en çok ben hayret ettim.

* * *

Biliyorsunuz…

TÜBİTAK’ın 42 yıllık dergisi Bilim ve Teknik’in son sayısı tarihinde ilk kez sansüre uğradı.

Bir haftalık gecikmeyle yayımlanan derginin Evrim Teorisi’nin babası Darwin için özel olarak hazırlanan sayısı, TÜBİTAK üst yönetimi tarafından veto edildi.

Derginin yayın kurulu üyeliğini de yapan, TÜBİTAK başkan yardımcısı Ömer Cebeci, Bilim ve Teknik Dergisi’nin Darwin’i anlatan 15 sayfalık bölümünün basımdan önce çıkartılmasını sağladı.

Derginin kapağı da apar topar değiştirilerek, yerini Küresel İklim Değişikliği’ne bıraktı.

Kapağı ve içeriği değişen dergide, Darwin ile ilgili yazı bırakılmadı.

* * *

19. yüzyılda yaptığı çalışmalarla bilinen İngiliz doğabilimcisi Charles Darwin, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ve doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini anlattığı “Evrim Teorisi”yle biyoloji biliminin temelini de oluşturmakta…

Darwin’in “Evrim Teorisi”, insanların goril ve şempanze gibi maymun türlerine benzerliğini de ortaya koymuştu.

Semavi dinler ise “yaratılış” fikrine ters düştüğü gerekçesiyle Darwin’i hep eleştiregeldiler…

TÜBİTAK başkan yardımcısı da Darwin’i büyük bir olasılıkla “semavi dinler” inancı nedeniyle sansür ediyor…

Hâlbuki resmi sitesinde TÜBİTAK kendi vizyonunu “toplumumuzun yaşam kalitesinin artmasına ve ülkemizin sürdürülebilir gelişmesine hizmet eden, bilim ve teknoloji alanlarında yenilikçi, yönlendirici, katılımcı ve paylaşımcı bir kurum olmak” şeklinde tanımlanıyor…

Misyon, “bilim ve teknoloji”de yenilikçilik olsa da…

Eylem, semavi dinler inancı nedeniyle yasakçılık…

* * *

İşin gülünç yanı ise inanç yasağının artık sadece TÜBİTAK’ta kalmış olması...

Darwin’in 200. doğum günü ve “Türlerin Kökeni”nin yayınlanışının 150. yıldönümü nedeniyle 2009, UNESCO tarafından “Darwin Yılı” ilan edildi.

Yıl boyunca tüm dünyada çeşitli etkinlikler ve yayınlar planlandı.

Daha önemlisi Eylül 2008’de İngiltere Kilisesi, Darwin’in 200. yaşının bir fırsat olduğunu söyleyerek, “seni yanlış anladığımız, sana karşı gösterdiğimiz ilk tepkide hatalı oluşumuz ve bu sebeple başkalarının da seni yanlış anlamasına yol açtığımız için özür dileriz” açıklamasını yapmıştı.

Bir başka geri adım da Vatikan’dan gelmiş ve Vatikan bu ay “Evrim Teorisi” hakkında bir konferans yapma kararı almıştı…

TÜBİTAK Darwin yasakçılığıyla UNESCO’dan çok uzaklaştığı gibi, İngiliz Kilisesi ve Vatikan’dan da daha bağnaz bir tutum sergiliyor…

* * *

Darwin eğitimi sırasında tanıştığı botanik profesörü John Stevens Henslow’un önerisiyle Aralık 1831’de, Güney Yarımküre’de iki yıllık bir gemi yolculuğuna çıktı…

Gezi sırasında Galapagos Adaları’nda yaptığı gözlemler daha sonra ortaya koyacağı teorik çalışmalar için önemli malzeme sağlamasına olanak tanıdı. Buralarda yaşayan bazı kuşların yaşadıkları adalara göre fizyolojik farklar gösterdiklerini fark etti.

Ayrıca yerel halkın, bir kaplumbağanın görünüşüne bakarak hangi adadan geldiğini anlayabildiğini öğrendi. İngiltere’ye dönüş yolculuğunda notlarını düzenlerken, “kuşlar ve kaplumbağalar hakkındaki şüphelerim doğruysa, türlerin değişmezliği fikri sarsılacaktır” diye yazdı.

Şimdi Darwin’in notlarına TÜBİTAK, “biz hariç” şerhi düşüyor…

* * *

TÜBİTAK’ın Ar-Ge’yle ilgili tüm iyi niyetli, yoğun ve başarılı çabalarının gene kendi yönetimi tarafından kurşunlanması çok garip.

Yasakçılık… Sansür… Kendi gibi düşünmeyene tahammülsüzlük artıkça, bunun en büyük faturası siyasal iktidara çıkmakta…

Vatikan’dan daha geri bir anlayışla TÜBİTAK ne kadar yönetilebilinir ki?

Bunda ısrar, dergi gibi kurumu da çabucak öldürür…

Tabii bu sansürden sonra hala yaşıyorsa…

11 Mart 2009, Çarşamba   

 
mehmetaltan@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

Son gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?
 1 - Asker yıpratılmak isteniyor
 2 - Demokrasi yıpratılmak isteniyor
 3 - Güçlü bir Ergenekon cuntası
 4 - Yakalanan balık çekilemiyor
 5 - Askerle hükümeti çatıştırmak isteyen var
 6 - Askeri vesayet sürsün isteniyor
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki