9 Mayıs 2008, Cuma
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
MEDYA
   Aslı Tunç   
BORSA
   Ümit Erol  
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA / SANAT
   Evrim Altuğ        
   Sevin Okyay        
SPOR
   Emre Zeytinoğlu   
TRENDSAVAR
   Ayşe Düzkan   
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Hazine ve demokrasi...

AK Parti İstanbul Kadın Kolları Kongresi’ne katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasını okurken, gerçek demokrasilerle aramızdaki mesafenin hiç de az olmadığını bir kez daha gördüm.

Başbakan, Türkiye’nin çok partili sisteme yarım asırdan fazla bir zaman önce geçmesine rağmen hala halkın tercihine saygı göstermeyenler olduğundan yakınmaktaydı…

* * *

2008 yılındayız ve...

Türkiye’de demokrasiyi, millet iradesini tam olarak içine sindiremeyenler, hazmedemeyenler olduğunu anlatan Başbakan şunları söylüyor:

‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, sözünü özde sahiplenmekte zorluk çekenler var. Çok partili hayata geçeli çok oldu. Ama ayak uydurmakta bazıları zorluk çekiyor.’

* * *

Yana yakıla devam ediyor:

"Siyaseti sorun çözme yeri, milli iradenin yansıma yeri olmaktan çıkarmak bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Bu millet 3 Kasım’da açık seçik gösterdi, anlamadılar.

28 Martta bir ihtar daha çekti, anlamadılar.

22 Temmuz’da demokrasiden taviz veremeyeceğini çok daha gür bir şekilde haykırdı.

Ama yine duymazdan, anlamazdan gelmeye devam ediyorlar.

Zannediyorlar ki zaman geçecek, bu millet demokrasi, adalet, değişim ısrarından vazgeçecek. Onlara da gün doğacak. İşte bunun adı açık bir gaflettir. Bu ülkeyi anlamamaktır."

* * *

AB üyesi bir ülke başbakanından bu tür saptamalar, şikâyetler, yakınmalar duyabilir misiniz?

Tabii ki duyamazsınız…

Orada işleyen doğru dürüst bir demokrasi vardır.

"Sivil özgürlükçü siyaseti" örselemeye çalışmanın bir millete yapılabilecek en büyük haksızlık olacağını anlatmak zorunda kalan bir başbakan olmaz oralarda.

“Birileri diyor ki siz çalışın, didinin, verginizi verin, askerliğinizi yapın, krizlerin faturasını ödeyin ama oy vermeyin. Yönetime gelmeyin, iktidardan uzak durun. Böyle çarpık bir demokrasi anlayışı olabilir mi?” diye soran bir başbakan ancak bizim gibi diyarlarda olabilir...

* * *

Aradaki bu fark nereden geliyor?

Niye oralarda halk iradesine saygı var da, bizim buralarda yok?

Bunun en çarpıcı cevabı Anadolu Ajansı'nın haber sitesindeki bir iki satırlık bir bilgi de saklıydı:

"Hazine, günümüzde 2 milyon 559 bin 16 adet taşınmaza sahip...

İstanbul'un yüzde 34,1'i...

Ankara'nın yüzde 20,1'i...

İzmir'in yüzde 27,1'ini devlete ait taşınmazlar oluşturuyor."

Bu ne demek?

Osmanlı Padişahı, devlet kimliğine bürünmüş, Cumhuriyet Ankara'sında oturuyor demek…

Halkın ekonomik patronu hala devlet demek...

Halk, eğer devletlûlar istemez ise demokrasiyi hayata geçiremez demek.

Çünkü demokratik siyaset veya sivil özgürlükçü siyaset olacak ise halkın ekonominin kesinkes patronu olması gerekir…

* * *

Tanımadığınız bir kente ilk gidişinizde sosyoekonomik durumu öğrenmek istiyorsanız, resmi binalarla topluma ait binaları kıyaslayın.

Devlete ait binalar ezici, topluma ait binalar seyrek ise orası halkın fakir olduğu bir kenttir… Tersinde ise halk görece zenginleşmiş sayılabilir.

İlkine Erzurum, ikincisine Denizli örnek verilebilir.

* * *

Ama dünkü rakamlar, Türkiye genelinde hala resmi binaların ve devletin halktan daha zengin olduğunu söylüyor.

Devletin halktan daha zengin olduğu, asker-sivil bürokrasinin de devletin sahibi sayıldığı bir ülkede demokrasi olur mu?

Olmaz tabii.

Recep Tayip Erdoğan'ın yakınmasının ekonomik nedeni, Padişah'ın yerini almış olan Hazine'nin taşınmazlarının boyutlarında gizli...

22 Nisan 2008, Salı   

 
mehmetaltan@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

1 Mayıs devlet şiddetini nasıl yorumluyorsunuz?
 1 - AKP Devlet Partisi oldu
 2 - Devlet terörü
 3 - Sendikacılar arandı
 4 - AKP demokrat değil
 5 - Yerel yöneticiler yüzünden
 6 - Faşizm
 7 - Hiçbiri

Güven Eken’den
Ağaç Kebabı