Denktaş'ın ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın aynı safta yer alıp, kimin adına ve niçin seslendirdikleri anlaşılmayan "milli koalisyon" önerisi yaptığı KKTC'den ilginç iddialar taşıyan bir mesaj aldım. Umarız bunlar aslı olmayan uydurmalardır. Bu iddiaları aynen yayınlıyorum: "1974'ten beri "her şeye rağmen" Kuzey Kıbrıs’ta yaşamayı başaran bizleri, birer nesne değil "özne" olarak gördüğünüz için, Kıbrıslı Türkleri Denktaş’tan ve onun zihniyetinden ibaret saymadığınız için... Kıbrıslı Türkler bu şekilde değerlendirmelere 1974'ten hatta belki de 1955'lerden beri açtı.. Hepimiz burada bir "piyon", bazen bir "bayrak", "Türklüğün tescili" olarak görüldük.. Birkaç yıldan beri bizi salt "insan" olarak algılayan bir zihniyetin, Türkiye’de ses vermesi burada yaşayanlar için çok önemli ve değer bulan bir gelişme... 2 gün önce yapılan seçimlerle ilgili, dikkatinizi çekeceğini düşündüğümden bazı duyumları aktarmak istiyorum... Seçimlerden bir gece önce, yani 13 Aralık gecesi, Karpaz bölgesinde -ki burası TC’li göçmenlerin yoğunlukta olduğu bir yerleşim alanı- gerçekleştirilen bir operasyondan söz etmek istiyorum.. Söz konusu gece, TC’li generaller iş bölümü halinde Karpaz’daki köyleri tek tek gezerek, buradaki insanlara "muhalefete oy verilmeyecek" şeklinde bir baskı yaptı, inanılmayacak tehditler savruldu.. Bu bölgedeki sandıklardan muhalefetin çıkması halinde, tümünün Türkiye’ye gönderileceği gibi sözler sarfedildi. Bölgelerdeki oy dağılımına bakınca, bu tehditlerin işe yaradığını, muhalefetin bu bölgede % 20’lerde oy aldığını görülüyor... Bu bölge 1 yıl öncesine kadar iktidarın kalesi olmakla birlikte, Annan Planı’nda göçmenlerin önemli bir bölümüne yerleşim hakkı verilmesi, Göçmenler Derneği Başkanı Nuri Çevikel’in CTP'den milletvekili adayı olması, bu göçmenlerin önemli diyebileceğimiz bir bölümünü CTP etrafında toplamıştı... Ancak, son anda yapılan bu operasyonla, zaten çoğunluğunun eğitim seviyesi düşük olan göçmenler, baskı ve tehditler sonucu oyunu iktidardan yana kullandı.. Hemen belirtmek gerekiyor ki, bu olanlarla ilgili yerel basınımızda hiçbir habere rastlanmadı, muhalefet liderleri hiçbir açıklama yapmadı.. Ancak, sizin de bildiğiniz üzere Kıbrıs küçük bir ada ve bu tip haberler erken yayılıyor.. Yani, bahsettiğim operasyon duyumlardan ibaret, ancak doğruluğu da tartışılmıyor pek... Önceki seçimlerde benzer hatta daha büyük müdahalelerin olduğunu düşünürsek, tartışmaya gerek kalmıyor aslında.. Tüm bunlara rağmen esas önemli olan, bu baskının sonuçları ne oranda etkilediği değil, seçimlere sivil-askeri bürokrasinin doğrudan müdahalesidir ve esas tartışılması gerekende budur.. Anlaşıldığı kadarıyla, askeri güçler, Kıbrıs’ın kuzeyinde elinde tuttukları sahilleri, kendilerine özel plajları, ordu evlerini ve en önemlisi siyasi erklerini pek de bırakmak niyetinde görünmüyor... Kıbrıs'tan kucak dolusu"barış"lar..... Bu arada, olur da bu konunun üzerine gidecekseniz, kimliğimi kullanmamanız gerektiğini söylememe, bilmem gerek var mı? Malum, burası Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs! Ve ben 25 yaşında ünv. mezunu, Kıbrıs'ta gelecek bekleyen onbinlerce işsizden biriyim..."
Bu iddiaları aynen yayınlıyorum: "1974'ten beri "her şeye rağmen" Kuzey Kıbrıs’ta yaşamayı başaran bizleri, birer nesne değil "özne" olarak gördüğünüz için, Kıbrıslı Türkleri Denktaş’tan ve onun zihniyetinden ibaret saymadığınız için... Kıbrıslı Türkler bu şekilde değerlendirmelere 1974'ten hatta belki de 1955'lerden beri açtı.. Hepimiz burada bir "piyon", bazen bir "bayrak", "Türklüğün tescili" olarak görüldük.. Birkaç yıldan beri bizi salt "insan" olarak algılayan bir zihniyetin, Türkiye’de ses vermesi burada yaşayanlar için çok önemli ve değer bulan bir gelişme...
2 gün önce yapılan seçimlerle ilgili, dikkatinizi çekeceğini düşündüğümden bazı duyumları aktarmak istiyorum... Seçimlerden bir gece önce, yani 13 Aralık gecesi, Karpaz bölgesinde -ki burası TC’li göçmenlerin yoğunlukta olduğu bir yerleşim alanı- gerçekleştirilen bir operasyondan söz etmek istiyorum.. Söz konusu gece, TC’li generaller iş bölümü halinde Karpaz’daki köyleri tek tek gezerek, buradaki insanlara "muhalefete oy verilmeyecek" şeklinde bir baskı yaptı, inanılmayacak tehditler savruldu.. Bu bölgedeki sandıklardan muhalefetin çıkması halinde, tümünün Türkiye’ye gönderileceği gibi sözler sarfedildi. Bölgelerdeki oy dağılımına bakınca, bu tehditlerin işe yaradığını, muhalefetin bu bölgede % 20’lerde oy aldığını görülüyor... Bu bölge 1 yıl öncesine kadar iktidarın kalesi olmakla birlikte, Annan Planı’nda göçmenlerin önemli bir bölümüne yerleşim hakkı verilmesi, Göçmenler Derneği Başkanı Nuri Çevikel’in CTP'den milletvekili adayı olması, bu göçmenlerin önemli diyebileceğimiz bir bölümünü CTP etrafında toplamıştı... Ancak, son anda yapılan bu operasyonla, zaten çoğunluğunun eğitim seviyesi düşük olan göçmenler, baskı ve tehditler sonucu oyunu iktidardan yana kullandı..
Hemen belirtmek gerekiyor ki, bu olanlarla ilgili yerel basınımızda hiçbir habere rastlanmadı, muhalefet liderleri hiçbir açıklama yapmadı.. Ancak, sizin de bildiğiniz üzere Kıbrıs küçük bir ada ve bu tip haberler erken yayılıyor.. Yani, bahsettiğim operasyon duyumlardan ibaret, ancak doğruluğu da tartışılmıyor pek... Önceki seçimlerde benzer hatta daha büyük müdahalelerin olduğunu düşünürsek, tartışmaya gerek kalmıyor aslında..
Tüm bunlara rağmen esas önemli olan, bu baskının sonuçları ne oranda etkilediği değil, seçimlere sivil-askeri bürokrasinin doğrudan müdahalesidir ve esas tartışılması gerekende budur.. Anlaşıldığı kadarıyla, askeri güçler, Kıbrıs’ın kuzeyinde elinde tuttukları sahilleri, kendilerine özel plajları, ordu evlerini ve en önemlisi siyasi erklerini pek de bırakmak niyetinde görünmüyor...
Kıbrıs'tan kucak dolusu"barış"lar.....
Bu arada, olur da bu konunun üzerine gidecekseniz, kimliğimi kullanmamanız gerektiğini söylememe, bilmem gerek var mı? Malum, burası Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs! Ve ben 25 yaşında ünv. mezunu, Kıbrıs'ta gelecek bekleyen onbinlerce işsizden biriyim..."
17 Aralık 2003, Çarşamba