31 Temmuz 2010, Cumartesi
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Kıbrıs seçimleri ve bir ilan (II)

Dünkü yazımda Kıbrıs seçimlerine yönelik ilk izlenimlerimi vermeye çalışmış ve sonunda da bu süreçte beni en çok rahatsız eden bir “milli” konuya değinmeye başlamış idim.

Eğilimler seçimlerin yenilenmesinden yana değil.

Mehmet Ali Talat başkanlığında bir CTP-BDH-DP koalisyonu kurulabilecek.

Bu koalisyonun şartı da Sayın Rauf Denktaş’ın müzakerece konumunu koruması olacak.

Dün de değindiğim gibi, meseleye kalıcı çözümü Ankara (ama hangi Ankara) sağlayacağından bu çözümün bugün için ideal olduğu söylenebilir.

Önemli olan Ankara’nın 14 Aralık seçimlerinden gerekli dersi çıkarmış olması.

Gelelim esas konumuz olan bir gazete ilanına.

Söz konusu olan 12 Aralık tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ve “Milli Dava’mızın ve Rauf Denktaş’ın arkasındayız” başlıklı tam sahife ilan.

Dün de belirttiğim gibi insanların belirli bir konu çerçevesinde, belirli dönemlerde, mesela seçim önceleri biraraya gelerek, ilanlar vermeleri demokratik sistemin bir hoş yanı ve çok arzulanan bir şey.

Ancak; bu ilanda hiç de hoş olmayan konu, başlıkta ifadesini bulan “milli dava” konusu.

İlk sorun “milli dava”nın kimin tarafından tespit ediliyor olması.

İkinci sorun, bu davanın peşinden gitmeyenlerin durumunun ne olacağı.

14 Aralık seçimlerinde Kıbrıs Türklerinin yüzde ellibiri söz konusu dava formülasyonunun karşısında oy kullandı.

Nüfusun yaklaşık yüzde ellibirini hain, ajan ya da aldatılmış (yani geri zekalı) ilan etmenin nasıl bir millicilik olduğu takdirlerinize bırakılır.

Türkiye’de de bugün bir referandum yapılsa nüfusun yaklaşık yarısı bu doğrultuda oy kullanabilir.

Bu takdirde de Türkiye halkının yarısına hain, ajan, gayri milli, aldatılmış (yani geri zekalı) demek doğrusu çok hoş olur değil mi?

Tekrar ediyorum bu tür gazete ilanları demokratik yaşamın doğal bir gereği ama ifadelerde biraz daha zeka ürünü kullanmak gerekiyor.

İmzada isimleri yan yana geçen kişilerin de bu durumdan ne kadar memnun oldukları şüpheli doğrusu.

Ama mesela benim Sayın Şükrü Sina Gürel ile Sayın Mehmet Gül’ün isimlerini beraber görmem çok hoşuma gitti zira bu tür birliktelikler meseleleri daha da kristalize ediyor.

Sayın Vedat Günyol ve Sayın Refik Erduran da kendi isimlerini aynı sahifedeki başka isimler ile birlikte görmekten umarım çok memnun!!! olmuşlardır.

Demokrasinin garip cilveleri bunlar herhalde.

21 Aralık 2003, Pazar   

 
eserkarakas@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

12 Eylül'de neyi oylayacağız?
 1 - Anayasa değişiklik paketini
 2 - AKP'yi
 3 - Siyaseti
 4 - Muhalefeti
 5 - Değişim arzusunu
 6 - Toplumsal memnuniyeti
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki