10 Mart 2010, Çarşamba
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

köpeği ısırmak

gazetecilik, başkalarının sıradan hikâyeler gibi dinlediği, basit olaylar olarak baktığı durumların içindeki haberi de fark etme, onları çevreleyen gerçekleri de ele alarak sunabilme mesleği. hemen herkesin bildiği, gazeteciliği tam açıklamasa bile özünü anlatan bir örnek vardır; köpek adamı ısırırsa haber değildir ama adam köpeği ısırırsa haberdir diye... bu tabii ünlüler için geçerli değil, mesela başbakan, bir köpeğin başını sevse bile haber olabilir gazetelerde.

ama şimdilerde ünlü bir gazeteci olmak istiyorsanız yapmanız gereken şey köpeği ısırmak. gazetecilerin bu kadar çok haber konusu olduğu bir dönem hatırlıyor musunuz? belki son gelinen noktadan herkes şikayetçi ama star gazeteci yaratmak gibi terimler uzun zamandır basında telaffuz ediliyor. bunun belirtilerine yavaş yavaş alıştık. gazetecilerin görüştükleri insanla fotoğraf çektirmelerinin örneğin, habercilikle ne ilgisi var? o bir yana, gazetecilerin fotoğraflı imzaları neden kullanılıyor? yüzü tanınan birisi kolay kolay haber yapabilir mi? örneğin yüzü çok iyi tanınan bir gazeteci, herhangi bir olayla ilgili olarak bir mahalleyi şöyle bir kolaçan edip bilgi alabilir mi? ama zaten gazeteler artık mahalle denebilecek yerlerde olup bitenle falan ilgilenmiyor; köpeği ısıracaksanız bile bunu nişantaşı ya da cihangir’de gerçekleştirmeniz gerekiyor. siz örneğin tutup çağlayan’da, değil köpek, aslan bile ısırsanız kimsenin haberi olmayabilir.

aslan ısırmasa bile, kendisini aslanların önüne atmış bir adamdan söz etmek istiyorum size. f-tipi cezaevlerine karşı ölüm orucu yürüten behiç aşçı’nın sağlık durumu kötüleşti. behiç avukat, yani prestijli bir meslek sahibi olduğu içi ölüm orucu yapması hafifçe ses buldu. ama bu “sağlık durumu kötüleşti” ifadesi gerçeği yansıtmaktan o kadar uzak ki, soğuk, kuru; işin ne kadar kanlı olduğunu adeta gizliyor. iki yüz küsur gündür yemek yemeyen birinin sağlık durumunun kötüleşmesi ayaklarında yaralar açılması anlamına geliyor mesela. bir yandan çok üşümesi ve çok ısıtılmış bir odada da olsa, battaniyelerin altında bile tam olarak ısınmaması. belki birkaç gün içinde kusmaya başlaması... sonra bilincini kaybetmesi ama buna rağmen canının acıyacak olması ve sonunda, çığlık çığlığa ölmesi anlamına geliyor. adalet bakanlığı, tecrit uygulamasını tartışmayı kabul etse, örneğin hücre kapılarının gün boyunca açık olması gibi ufak bir öneride bulunsa ölüm oruçları bitecek. cemil çiçek, kendi iradesiyle insanların ölmesine imkân tanıyan adalet bakanlarından biri olarak geçecek tarihe. iman sahibi insanlardan oluştuğu iddia edilen bir kabinenin bakanı olarak bununla ne kadar gurur duysa yeridir. f-tipleri yüzünden şu ana kadar 122 kişi öldü ama o hücrelerde kalarak akıl ve beden sağlığından olanların sayısı çok daha fazla. hadi diyelim bu 122 kişinin hesabı verilebiliyor, onların hesabını kim verecek? hiçbir hükümetlerin devrimcileri hücrelerde çürütmekten imtinası yok. bunu anladık. ama birkaç başbakanını bile hapse atmış bir ülkede cezaevlerinin ne durumda olduğu hepimizi ilgilendirmiyor mu?

30 Kasım 2006, Perşembe   

 
ayseduzkan@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

"Islak İmza"nın doğruluğu ardından medyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 1 - Bunu ısrarla inkar edenler çok yüzsüz
 2 - Medyada Ergenekoncular afişe oldu
 3 - Laik cumhuriyeti koruyorlar
 4 - "Görevliler" tasfiye olmuyor
 5 - Pişkince susup, özür dilemiyorlar
 6 - Türkiye'de medya bu
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki