24 Temmuz 2008, Perşembe
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
MEDYA
   Aslı Tunç   
BORSA
   Ümit Erol  
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA / SANAT
   Evrim Altuğ        
   Sevin Okyay        
SPOR
   Emre Zeytinoğlu   
TRENDSAVAR
   Ayşe Düzkan   
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

“Sabotaj”a madalya

Mart 2003. Kıbrıs’ın iki kesiminin birden Avrupa Birliği’ne alınmasını sağlamaya yönelik sonuncu Annan Planı La Haye’de görüşülmeyi bekliyor.

Rum kesimi müthiş tedirgin. AB üyeliklerinin onaylanmasına ramak kala yeniden ortaya çıkan plana nasıl hayır diyeceklerini tartışıp duruyor ama, yolunu da bulamıyorlar.

Kulislerde konuşulan, AB mahfillerinde onlara hissettirilen şu: Eğer plana bu kez de karşı çıkarsanız kapının ağzına gelmiş olan üyeliğiniz askıya alınabilir, avucunuzu yalarsınız.

Kıbrıs Rumları yıllardır olgunlaşan ağaçtaki elmanın, ellerini uzattıkları anda düşüp mundar olması ihtimalinin dehşeti içinde. Kıvranıp duruyorlar…

Dünyanın farkında olduğu bu sıkışmışlığı elbette Ankara’nın, Türk Dışişleri’nin de hissetmemesi mümkün değil.

Bu yüzden, La Haye Zirvesi için yola çıkmadan önce Çankaya’da buluşulduğunda KKTC Devlet Başkanı Rauf Denktaş’a neredeyse yalvarıyorlar.

Kıbrıs’ta çözümü gerçekten isteyip istemedikleri bilinmiyor, bugüne kadar izlenen politika pek çözüm yanlısı olduklarının göstergesi sayılamaz ama, yine de o gün Denktaş’a şöyle diyorlar; “Ne olur, ilk hayır sizin ağzınızdan çıkmasın. Çünkü Rumlar’ın nasıl olsa hayır diyeceğini biliyoruz, onların böyle davranmaktan başka şansları yok, bu yüzden, hiç değilse bu defa, çözümsüzlüğün faturası bize değil onlara kesilsin. Çünkü bu kez biz susarsak ve onlar hayır derse, 1994’ten bu yana izledikleri bütün AB politikası suya düşecek, biz hiçbir şey yapmadan, Rum kesiminin Kıbrıs’ı temsilen AB’ye girmesini önlemiş olacağız.”

Dışişleri görevlileri bununla da yetinmiyor, “İnanmazsanız Sayın Cumhurbaşkanı’nı dinleyin” diyor Denktaş’a.

Sezer, zirvenin, Çankaya’nın en yetkili adamı da aynı telkinde bulunuyor: “Sayın Denktaş, ilk hayır diyen siz olmayın.”

Denktaş, tamam diyor mu demiyor mu bilmiyorum ama, dinliyor ve zirve bitiyor.

Sonra La Haye’e hareket günü geliyor ve havaalanında Rauf Denktaş’tan bir demeç: “Hayır demeye gidiyorum.”

Zirve daha başlamadan çöküyor, bilmemkaçıncı kez değişikliğe uğrayan Annan Planı bir kez daha reddediliyor ve Kıbrıs Rumları, bütün Kıbrıs’ ı temsilen, elini kolunu sallayarak AB üyesi oluyor…

Tam bir yıl sonra, Denktaş sonunda siyasetten elini eteğini çekerken sorulan bir soruyu şöyle yanıtlıyor: “Ben bugüne kadar kendi kafamdan hiçbir şey yapmadım, Ankara bana ne dediyse ona göre davrandım, La Haye’e giderken de bu böyle oldu.”

Bu, benim yazının başında beri anlatageldiğime ve zamanın başbakanı, şimdinin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bir süre önceki “Biz Denktaş’a La Haye’e giderken ne dediysek tam tersini yaptı, biz de yeni bir hükümettik, acemiydik, müdahele edemedik” açıklamasına ters…

İkisinden biri doğruyu anlatmıyor.

Pekiyi hangisi?

Bugüne kadar KKTC’yi tanıyın diye çalmadık kapı bırakmayan Ankara, o ülkenin bugünkü cumhurbaşkanını hâlâ ve önce kendisi tanımamazlık ettiğine, Cumhurbaşkanı Sezer bir iki ay önce yeni KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan esirgediği randevuyu eski cumhurbaşkanı Denktaş’a onu kırmızı halılarla karşılayarak bahşettiğine, Mart 2003’teki La Haye randevusunu Ankara’ya rağmen sabote ettiği açıklanmış bir Denktaş’a önceki gün törenle “Devlet Şeref Madalyası” taktığına ve Talat’ı bu törene dahi çağırmadığına göre, haklı olan Rauf Denktaş…

Demek ki La Haye’in sabotörü o değil.

Demek ki AB üyeliğini o gün Kıbrıs Rumları’na kendi eliyle ikram eden, Kıbrıslıtürk’ü referandum sandıklarını dolduran “Kıbrıs birleşsin” oylarına rağmen eli böğründe bırakan da o değil, Ankara…

Bunu itiraf etmenin daha dolaysız bir yolu yok muydu?...

8 Temmuz 2005, Cuma   

 
alever@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

AK Parti davası ne olacak?
 1 - Kapatılacak
 2 - Kapatılmayacak
 3 - Kapatılmadan cezalandırılacak
 4 - Pazarlık sürüyor
 5 - 30 Ağustos'a bağlı
 6 - Hukukun gereği ne ise
 7 - Hiçbiri

Güven Eken’den
Ağaç Kebabı