13 Mayıs 2008, Salı
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
MEDYA
   Aslı Tunç   
BORSA
   Ümit Erol  
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA / SANAT
   Evrim Altuğ        
   Sevin Okyay        
SPOR
   Emre Zeytinoğlu   
TRENDSAVAR
   Ayşe Düzkan   
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Hakimler neden sanığa ‘Siz’ diye hitap etmezler?

Bu sene hukuk fakültelerine kayıt yaptırmış öğrenciler, okulu kazandıklarında duydukları sevinçten yavaş yavaş uzaklaşıp, şu günlerde derslerin havasına henüz yeni girmiş durumda olmalılar.

Lise öğrenciliğinin biraz uçarı, biraz savruk, geleceğe dair meraklı bekleyişin yarattığı tedirginlikten uzaklaşmış, bir uçağın alana inişi sırasında tekerleklerin karaya ilk değişindeki sarsıntıdan sonra olduğu gibi, ayaklarının sağlam bir zemin üzerinde olduğunun rahatlığını duyuyorlardır şimdilerde.

Amfilerdeki derslerde tesadüfi yan yana oturmaların, kantinde ayakaüstü karşılaşmalarla başlayan arkadaşlıkların, bir süre sonra çoğalarak, fakülte boyunca devam edecek olan gruplaşma sürecinin başında olduklarının farkında bile değildirler.

Ne bilsinler ki, şu ürpertili sonbaharın kırık güneşli günleri altında geçen bu dönemin belleklerinde oluşturacağı derinlik, sadece fakülte dönemi değil, tüm yaşamları boyunca etkisini sürdürecektir.

Şu günlerde, öğrenim gördükleri fakültenin kendilerine sunduğu mesleklerden birisini seçme konusunda, derin bir tereddüt yaşamaktadırlar..

Hakim mi, savcı mı, avukat mı olacakları konusundaki belirsizliği gidermek için yaptıkları küçük girişimler, rüzgarda savrulan saçlarının dağınıklığını el yordamıyla toplama gayretinden öte bir şey değildir.

* * *

Daha fakülteye kayıt yaptırırken avukat olma kararlığı içinde olanların sayısı hiç de az değildir.

Özellikle vakıf üniversiteleri öğrencilerinin neredeyse tamamında gözlenen bu avukat olma kararlılığının altında yatan birinci neden, okula ödenen ve ödenecek olan binlerce doların en kestirme geri dönüşüm yolu olarak görülmesidir.

İkinci neden ise, büyük şehirlerde doğmuş veya yaşamının büyük bölümünü buralarda geçirmiş, yahut kolej denilen ayrıcalıklı eğitimden gelen öğrencilerin, bundan sonraki yaşamlarının Anadolu’da geçmesi anlamına gelen hakimlik ve savcılık seçeneklerine hiç mi hiç itibar etmemeleridir.

Okul bitirilince çoğunlukla bir avukat yanında maaşlı olarak çalışmaya başlayarak parayla ilk temas sağlanarak, artan bir ivmeyle kazanç elde edilecektir.

Maaş aracılığı ile damlaya damlaya göl oluşturmak yerine, okyanuslarda kulaç atmayı tercih ederek yazıhane açmayı tercih edenlerin para kazanma konusunda sabırları daha azdır.

* * *

Bu nedenle, Anadolu’nun ücra köşelerinden başlayıp, oradan oraya sürüklenerek bir meslek yaşamı vaat eden, büyük yalnızlıkların meslekleri hakimlik ve savcılığı taşralı çocukların tercihine kalmaktadır.

Devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerine girmeyi başarmış, doğal olarak öğrenimi yurtlarda, öğrenci evlerinde yoksunluklar içinde geçirmiş olan taşranın köylü veya küçük memur ailelerinin çocukları için avukatlık yaparak hayata tutunma seçeneği, menzili belirli olmayan bir yolda çarıksız yürümek gibi gelir.

Taşra geleneğinden gelmiş ve hukuk fakültelerinden mezun olmuş çocuklar, kır kökenli alışkanlıklarını hakimlik ve savcılık mesleğine de taşırlar.

Bu nedenle bir hakim veya savcı, duruşmadaki sanığa karşı mesafeli ve hatta kaba denilebilecek bir tavır içindedir.

Hakkında kesin hüküm verilene kadar masum sayılan bir sanığa, işte bu nedenle ‘siz’ diye hitap etme örnekleri çok az görülür.

* * *

Şu günlerde, hukuk fakültelerine bu sene kayıt yaptırmış öğrenciler, okulu kazandıklarında duydukları sevinçten yavaş yavaş uzaklaşıp, derslerin havasına henüz yeni girmiş durumda olduklarından, yukarıda saydığım ve kendilerini bekleyen örneklerden çok uzakta bir konumdalar.

Onlar şu anda, amfilerdeki derslerde tesadüfi yan yana oturmaların, kantinde ayakaüstü karşılaşmalarla başlayan arkadaşlıkların, bir süre sonra çoğalarak, fakülte boyunca devam edecek olan gruplaşma sürecinin başında olduklarının farkında bile değiller.

2 Kasım 2007, Cuma   

 
sessizkule@hotmail.com   
Webmaster
ANKET

Ak Parti için ne düşünüyorsunuz?
 1 - Mağdur
 2 - Hatalar yaptı
 3 - Aslına rucu etti
 4 - Devrimci tek alternatif
 5 - Ankaralılaştı
 6 - Yoruldu
 7 - Hiçbiri

Güven Eken’den
Ağaç Kebabı