31 Temmuz 2010, Cumartesi
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Üsteğmen ve barış

Siz, bir korku filminin dekorları arasında yaşıyorsunuz.

Bütün bu gördükleriniz, okuduklarınız dekor.

Korkunç bir şiddetin içinde çalkalanan bir ülkede yaşadığınızı düşünüyorsunuz, değil mi?

Ben Adana’dan arabayla yola çıktım, Mersin, Antep, Urfa, Mardin, Midyat, Diyarbakır dolaştım.

En küçük bir olayla karşılaşmadım.

İnsanlar şiddetten uzak yaşıyorlardı.

Bölgedeki herkes çığlık çığlığa “barış” diye bağırıyordu.

Onların sesini size duyurmuyorlar.

Size sadece “savaşın” gürültüsünü, büyük hoparlörlere bağlayarak dinletiyorlar.

Yaşanan her olayı siz yüz misli gürültüyle duyuyorsunuz.

İnanın bana, size yemin ederim, bu ülke barışa hazır.

Eğer Türk medyası, sadece bir hafta dürüst gazetecilik yapsa bu ülke barışın kapısından geçebilecek hale gelir.

Türk milliyetçiliğini, şiddeti, silahı, ölümü, kıyımı öven yayınlarından vazgeçseler, çekilen acıları, dağılan aileleri, insan dramlarını, o trajedileri size de izletseler, siz de öfke yerine merhamet duyarsınız.

Çocuklarınızı, geleceğinizi, ülkenizi kurtarmak için barış istersiniz.

Ama yapmıyorlar.

Sizi kızdıracak, öfkelendirecek, intikam isteklerinizi bileyecek haberlerle gerçekleri çarpıtıyorlar.

Bakın, eğer istersem ben sizi İstanbul’un bir cinayetler kenti olduğuna ikna edebilirim.

Aynı gün işlenen bütün cinayetlerin haberlerini yan yana koyarım.

Televizyona ardı ardına cinayet görüntülerini yüklerim.

Korkudan evden çıkamaz hale gelirsiniz.

Söylediklerim doğrudur ama “gerçek” değildir.

Cinayetlerin olduğu doğrudur ama İstanbul’un “yan yana konulmuş haberlerin” yansıttığı gibi her an adam öldürülen bir kent olduğu doğru değildir.

İşte size Güneydoğu’yla ilgili aynen bunu yapıyorlar.

Sadece savaş haberlerini gösteriyorlar.

“Barış” haberlerine hiç yer vermiyorlar.

Siz bambaşka bir Güneydoğu yaşıyorsunuz.

Gerçekleri saklıyorlar sizden.

Bakın, en son bir “dağda unutulan üsteğmen” olayı yaşadık.

Haberi bizim gazete verdi, bazı gazeteler de bunun doğru olmadığını kanıtlamaya çalıştı.

Haber doğruydu.

Biz, bu haberin arkasındayız ve doğru olduğunu biliyoruz.

Kim söyleyecek bunun gerçeğini şimdi insanlara?

Çoğu insan bizim gazeteyi görmüyor bile.

Onlar işin aslını hiç bilmeyecek.

Jandarma Komutanlığı da bir açıklama yayınladı.

“Üsteğmenin kaçmış olabileceğini” söylüyorlar.

İki ihtimal var, ya biz yanılıyoruz ya Jandarma Komutanlığı.

Diyelim ki koskoca Jandarma Komutanlığı “yanılmaz”, doğru söylüyordur.

Peki.

Şu sorunun cevabı var mı?

Daha yeni bebeği olmuş, orduyla kontratını daha yeni yenilemiş bir doktor üsteğmen neden askerden kaçar?

Kontratını yenilemeyip ordudan çıkabilirdi.

Kalmış.

Bu gerçeğe rağmen, Komutanlık “onun kaçmış olabileceğini” ileri sürüyor.

Niye kaçtı peki?

Ne oldu?

Ne yaptınız?

Bu şartlardaki bir üsteğmen doktorun “kaçması” için dehşet verici olayların yaşanmış olması gerekir.

Neydi o olaylar?

Jandarma Komutanlığı bunu açıklamalı.

Ya da Komutanlık yanılıyor.

Ve, kendi hatasını saklamak için bir üsteğmenin hayatını harcıyor.

O zaman da, “bir daha hangi personeliniz size güvenir” diye sormak gerekiyor.

Üsteğmenin birliğindeki herkes olayın gerçeğini biliyor.

Güvenebilecekler mi bundan sonra komutanlıklarına?

Aslında, sadece tek başına bu “üsteğmen” olayı bile barışın bu ülkeye ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.

O üsteğmen kaçmış da olsa, unutulmuş da olsa, bu olay, artık bu ülkede herkesin savaştan yorulduğunu gösteriyor.

Ama gazeteler bu gerçekleri anlatmıyor, anlatmayacak.

Bu ülkeye barış gerek.

Ve, barışın şartları hazır.

Siz yalanlara inanmayın.

Yepyeni bir hayat, mutluluk, zenginlik, güven, huzur bir adım önümüzde duruyor.

Tek bir adım.

O adımı atacak biri çıkacaktır sonunda.

Çünkü barışı sadece insanlar değil, hayatın bizzat kendisi istiyor artık.

Taraf Gazetesi, 15 Aralık

17 Aralık 2007, Pazartesi   

 
ahmetaltan@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

12 Eylül'de neyi oylayacağız?
 1 - Anayasa değişiklik paketini
 2 - AKP'yi
 3 - Siyaseti
 4 - Muhalefeti
 5 - Değişim arzusunu
 6 - Toplumsal memnuniyeti
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki