31 Temmuz 2010, Cumartesi
      ANA SAYFA      
SİYASET
   Ahmet Altan       
   Mehmet Altan      
   Can Dündar   
   Alev Er                  
   Ahmet İnsel   
   Ferhat Kentel   
   Etyen Mahçupyan
EKONOMİ
   Eser Karakaş         
VESAİRE
   Pakize Barışta     
SİNEMA
   Sevin Okyay        
      Bellek      
      Haber Analiz      
      Özel Haber      
    Konuk Yazar    
    Başlarken    
Arkadaşına Yolla Yazdır
 
   

Yeniçeri ayaklanması...

Sabah erken kalkanın iktidarı ele geçirdiği o kabile devletlere dönmeye başladık sonunda.

Hukuksuzluk uyuşturucu alışkanlığı gibidir çünkü eğer onu durduramazsanız gittikçe daha fazla dozlarda ister bünye.

Türkiye de hukuksuzluğu kutsaya kutsaya sonunda cumhuriyet tarihinde görülmemiş işlerle karşılaşır oldu.

Geçen hafta, ordu içinden birileri, büyük bir ihtimalle bir ya da birkaç general, Dışişleri Bakanlığı’nı “teslimiyetçilikle” suçlayan bir açıklamayı Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması diye basına sızdırdı.

Olay, neresinden baksanız bir rezalet.

Devletin ordusu, devletin Dışişleri Bakanlığını “teslimiyetçilikle” yani ülkenin çıkarlarını korumamakla suçluyor.

Bir devlet düşünün ki kurumları birbirine güvenmiyor, birbirini suçluyor ve bunu basın yoluyla yapıyor.

Bu devlete nasıl güveneceksiniz?

Ama daha da beteri ordunun içindeki disiplinsizlik.

Siz, bir generalin Genelkurmay Başkanlığı adına açıklama yaptığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın bu açıklamayı reddettiği bir ülke ve ordu gördünüz mü hiç?

Bu, ordunun disiplin kavramından tümüyle koptuğunu gösteriyor.

Generaller Genelkurmay Başkanlığı’nın emirlerini dinlemedikleri gibi kendilerini Genelkurmay adına açıklama yapacak kadar güçlü görüyorlar.

Üstelik, bu generaller cezalandırılmıyor.

Sanırım, bir ülke için en büyük tehlike ordusunun disiplinden kopması, hiyerarşisinin dağılmasıdır.

Çünkü bu insanların ellerinde silahlar var.

Bu silahlı kalabalığa ancak bu kalabalık bir disiplin içinde tutulabilirse güvenebilirsiz, disiplinlerini kaybettikleri andan itibaren ne yapacakları belli olmaz çünkü.

Bugün Dışişleri’ni suçlayan general yarın hükümeti “teslimiyetçilikle” suçlarsa ne yapacaksınız?

Öbürsü gün parlamentoya karşı çıkarsa elinizden ne gelecek?

Kendi üstlerinin emirlerini dinlemeyen, basına açıklamalar yapmaktan çekinmeyen, devletin kurumlarını en ağır sözcüklerle suçlayan bir generalin bu fütursuzlukla nereye kadar gideceğini nereden bileceksiniz?

Ayrıca böyle bir generali kim durduracak?

Belli ki bu generalin ordu içinde yandaşları da var.

Ve, bunlar kendilerine verilen emirlere uymak zorunda hissetmiyorlar kendilerini.

Hani Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en disiplinli ordusuydu?

Bu nasıl bir disiplin anlayışı?

Komutanla komutan yardımcısının ayrı ayrı emirler verdiği bir birlik düşünsenize, komutan “burada mevzileneceğiz” diyor, yardımcısı “burada mevzilenmek teslimiyetçiliktir” diye bağırıyor.

Bu birliğin herhangi bir savaşı kazanma ihtimali var mı?

Komutanıyla yardımcısının birbirinden farklı emirler verdiği bir birlik nasıl savaş kazanamazsa, Genelkurmay Başkanlığı ile generallerinin ayrı ayrı açıklamalar yaptığı bir ordu da savaş kazanamaz.

Ve, böyle bir ordunun ve generallerinin yarın ne yapacağını kimse bilemez.

Yıllarca, “orduyu siyasetin dışında tutun” diye yazan insanlar, bir gün başımıza böyle işler gelmesin diye istiyorlardı bunu.

Siyasete bulaşan bir orduyu disiplin içinde tutmak mümkün olmaz çünkü.

İktidar kavgası orduya da bulaşır.

Askerliğin temel kuralları unutulur.

Emirler dinlenilmez.

Sanırım Türkiye’nin tüm kurumlarını yeniden şekillendirmesi ve hepsini hukukun içine çekmesi gerekiyor.

En başta da orduyu.

Unutmayın ki silahlı bir çeteyle orduyu birbirinden ayıran en önemli özellik disiplin ve hukuktur.

Disiplinle hukuku bir kenara bırakırsanız yarın ne yapacağı belli olmayan bir çeteye dönüşür ordu sandığınız silahlı kalabalık.

12 Ocak 2004, Pazartesi   

 
ahmetaltan@gazetem.net   
Webmaster
ANKET

12 Eylül'de neyi oylayacağız?
 1 - Anayasa değişiklik paketini
 2 - AKP'yi
 3 - Siyaseti
 4 - Muhalefeti
 5 - Değişim arzusunu
 6 - Toplumsal memnuniyeti
 7 - Hiçbiri

Pakize Barışta’dan
Bademli Kuki